Lisa del Giocondo: Mona Lisa

“An zamansızdır. Zaman anın hareketi ile ortaya çıkar ve anlar zamanın bitiş noktalarıdır.”

Leonardo Da Vinci

Aklınıza hangi kadın gelir hem güzel hem gizemli hem kavuşulabilir hem de asla kavuşulamaz…Eşiniz mi, eski sevgiliniz mi, anneniz mi, kızınız mı?

Peki ya size “Mona Lisa” desek?

Mona Lisa’nın ünü, Leonardo’nun fantastik hayatı ve Tanrı vergisi dehasını sergilemesinden mi ileri geliyor yoksa tablonun kendini çok açık etmeyen, fenomen güzelliğinden mi?

Mona Lisa’nın ressamının dehası ayrı, içinde gizli mesajlar ve sırları taşıdığı teorileri ayrı, Mona Lisa’nın kim olduğunun belli olmaması ayrı derken tablo sanatsal mükemmeliğiyle beraber bu tür magazinsel konularla da ününe ün eklemiştir. Biz bu yazıda resim tekniğinin gizeminden bahsedeceğiz, elbette son sözü konu uzmanlarına ve sanat tarihçilerine bırakarak…Evet notlarımıza bir bakalım…

Mükemmelliğe övgü

Üzerinde çalışılan süre: Mona Lisa tablosuna Leonardo da Vinci 1503(4?) yılında başlamış olup, dört yıl sürmüştür. Tablo, Leonardo ile birlikte Floransa ve Milano’yu da dolaşmış ve üzerinde sürekli çalışılmıştır. Hatta, ressamın hayatının son döneminde dahi, Fransa’da ufak fırça darbeleri ile üzerine çalıştığı bilinmektedir. Da Vinci öldüğünde tablo hala atölyesinde, üzerinde çalışılmak üzere duruyordu. Bitmeyen bir mükemmelliği yakalama çabası…

Mona Lisa’nın kimliği: Ünlü biyografi yazarı ve sanat tarihçisi Vasari’nin kayıtlarına göre, Toskana’lı tüccar Francesco del Gioconda’nun karısı, Lisa di Gherardini’dir. Ancak hem sadizmin babası hem de erotik edebiyat yazarı olan Marquis de Sade ise Lisa’nın dişiliği ön plana çıkan hayali bir kişilik olduğunu savunurken, Freud da Sade’nin fikirlerine katılarak, Mona Lisa’nın mükemmel kadın figürüne bir gönderme olduğunu veya Da Vinci’nin annesi olduğunu söylemiştir. İşte bu muamma, tablonun gizemlerinden sadece biri…

Uygulama: Da Vinci, alışılmışın dışında uyguladığı astar ile bu eserin ölümsüz ve evrensel olmasına en baştan karar vermiş gibi… Leonardo, kavak ağacından bir ahşap üzerine o dönemde sıkça kullanılan ve ana maddesi alçı taşı olan astar malzemesi yerine, kurşu beyazından bir astar kullanmıştır. Yüksek Rönesans döneminde (1500-1550) Venedikli ustalar tarafından da kullanılmış olan Flaman tekniği (yağa çok ufak oranlarda pigmentin katılarak saydam veya yarı saydam katmanlar oluşturulması), özellikle yüz bölgesi başta olmak üzere, tensel bölgelerin ön planda olduğu çalışmalarda ışığı daha iyi yansıtıp derinlik, parlaklık ve hacim etkisinin pekiştirilebilmesini sağlamıştır. Leonardo da bu tekniği öyle narin fırça darbeleriyle uygulamıştır ki, ancak üst üst üste vurulan otuz ince katın ardından görünür hale gelmiştir. Bununla birlikte Leonardo, Mona Lisa çalışmasında “sfumato” tekniği kullanmıştır. Bu tekniğin en önemli özelliği, sert hatların olmamasıdır. Sfumato, İtalyanca’da duman anlamına gelen “fumo” kelimesinden gelmektedir ve sisli, dumanlı, buğulu anlamındadır. Yarı saydam yağlı boya katmanlarıyla oluşturulan yumuşak ve düzensiz fırça vuruşlarının oluşturduğu geçişler, deri yüzeyini daha canlı göstermek için kullanılmıştır .

Leonardo “Resim Üzerine İncelemeler”de, “sfumato” ile ilgili olarak; “ışık ve gölge, çizgi ve kenarları olmadan harmanlanmalıdır, duman gibi” diye yazmıştır.

Leonardo, optik tarihinde de önemli bir isimdir. Işığın nesneler üzerine düşme etkisini ve gölgelerin doğalarını incelemiş ve ışığın Lisa’nın yüzüne vurma biçimi ile ilgili şöyle bir analizde bulunmuştur:

“Bir portre çalışması yapacaksanız kapalı havada ya da akşam çökerken yapın. Akşam çökerken sokaklardaki erkeklerin ve kadınların yüzlerini dikkatle gözlemleyin; hava kapalıyken o yüzlerin nasıl bir yumuşaklık ve zarafet kazandığına dikkat edin”

Leonardo’nun optik alanındaki çalışmalarında, daha yoğun ışık altında gözbebeklerinin ne kadar çabuk küçüldüğüne dair bir inceleme de bulunmaktadır. Dikkatli bakıldığında Lisa’nın sağ göz bebeğinin biraz daha büyük olduğu farkedilmiştir. Ancak resimde ışık sağdan gelmektedir, haliyle bu bize, göz bebeğinin daha küçük olması gerektiğini söylüyor. Bu ufak oyunu oynarken Leonardo acaba neyi düşünüyordu? Ya da Leonardo’nun dehası altında bir şeyler keşfetme hevesine fazla mı kaptırdık kendimizi?

Lisa, nam-ı diğer Lisa del Giocondo’nun portresinin bir diğer önemli noktası ise kaşları! Evet yanlış okumadınız, kaşları. Vasari’nin kayıtlarına göre, Mona Lisa tablosunda Leonardo çok detaylı bir şekilde kaşları çalışmıştır ve hatta yine Vasari’nin anlatımına göre, “kılların derinin gözeneklerinden çıkış biçimine uygun olarak kavislendirip, yerine göre gür yerine göre seyrek resmettiği kaşlar daha doğal resmedilemezdi.” (Öndin, 2019:485) Ancak 1625 tarihli başka bir tablo tasviri yazısında şöyle bir ifade geçmektedir “diğer her açıdan güzel bir kadın olan bu hanımın neredeyse hiç kaşı yok” (Öndin, 2019:485) Bu konuyla ilgili çeşitli teoriler var elbette. Bunlardan biri, Leonardo’nun Mona Lisa’yı resmederken, aslında kaşlarını da yaptığı ancak yıllar içinde tablonun temizlenmesinden veya kimyasal reaksiyonlardan dolayı kaşların silindiği. Bir diğer varsayım ise, Vasari’nin aslında tabloyu hiçbir zaman görmediği veya gördüğü tablonun başka bir tablo olduğu yönünde. Ancak Vasari’nin tanımlamaları o kadar net ve coşkuludur ki, bu açıklama pek akla yatkın gelmemektedir.

Gözler ve tebessüm…

“Mona Lisa etkisi”…Tablonun karşısında durup da sağa sola hareket etseniz dahi, gözlerin sizi takip ediyormuş hissi…Usta bir ışık ve gölge oyunu…

“Mona Lisa Gülümsemesi”…Vasari’nin “ilahi” olarak tanımladığı bu gülümseme, bazen bize acıyı hissettirirken bazen de huzuru veriyor. Leonardo böyle bir gülümsemeyi yakalamak için, hangi kasların hangi sinirlerle nasıl bir şekilde hareket ettiğini kadavralar üzerinde araştırmıştır.

Mona Lisa, Lisa del Giocondo, Ginevra de’ Benci, Mon Salai…Adının ve gizemli gülüşün kime ait olduğu bir yerden sonra çok önemli değil…Yüzyıllar önce yaşamış, tanımadığımız bir kadın ile gözgöze gelmenin en gizemli ve gelmiş geçmiş en merak uyandırıcı halini hissettirdiği kesin…

Ve üzerinden yüzyıllar geçse de ne Leonardo’nun ne de Mona Lisa’nın gizine ulaşamayacağımızı bildiğimiz halde ona doğru koşmak istememiz , insanlığımızın en büyük maceralarından biri olacak…

Kaynaklar:

  1. Öndin, N. Rönesans Düşüncesi ve Resim Sanatı, İstanbul: Hayalperest Yayınevi, 2016.
  2. Topdemir, H.G. “Leonardo da Vinci’nin optik çalışmaları” Dört Öge, Yıl 1, Sayı 2, Ekim 2012, 37-50.
  3. Yaşar, N. “Yağlı boya resimleme yönteminin iki temel dalı: Flaman ve İtalyan resimleme yöntemleri“Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Dergisi, Sayı 41, 123-134.
  4. Isaacson, W. Leonardo Da Vinci, Çev. Emre Özgü, İstanbul: Domingo, Bkz Yayıncılık, 2019.
  5. İspir, M. İ. (2021). “Mona Lisa Tablosu neden bu kadar ünlüdür?“, 12 Haziran 2021, Güncelleme 21 Kasım 2021, Erişim adresi https://www.matematiksel.org/mona-lisa-tablosu-neden-bu-kadar-unludur/
  6. Sfumato boyama tekniği nedir?“10 Şubat 2019, Erişim adresi https://www.greelane.com/tr/be%c5%9feri-bilimler/g%c3%b6rsel-sanatlar/sfumato-definition-in-art-182461/

Yazar: Gökçe

Okumak, dinlemek, düşünmek, gözlemlemek, denemek, paylaşmak, keyif almak, gülmek ve çoğalmak... Hayattan keyif almanın birçok yönteminden birkaçı, ancak beni tanımlayanları...Artık kırk yaşını geçtim, bu öğretici ve dol dolu yaşama dair notlar almaya başlasam iyi olur diye düşündüm :) Umarım siz de bana katılır ve daha da çoğalırız... Sevgiyle... Gökçe

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: